Savaş fotoğrafçıları / Kevin Carter



Kevin Carter (13 Eylül 1960-27 Temmuz 1994) Johannesburg, Güney Afrika doğumlu Pulitzer ödüllü fotoğrafçı ve Bang-Bang Kulübü üyesi olan fotoğçıyı sanırsam çok iyi hatırlarsınız. Ona pulitzer fotoğraf ödülü kazandıran bir fotoğraf vardı ki... O fotoğraf onun hayatını komple değiştirmişti, ''zayıflıktan yürüyecek  takati kalmayan çocuğun arkasında tüneyen akbabanın fotoğrafını'' çekmişti. O küçük kız çocuğu Birleşmiş Milletler yardım kampına gitmek için yola koyulmuştu, fakat o kadar aç kalmıştı ki, oraya ulaşmadan kendini yerde bulmuştu...


Sanatçıya, o kare ödül kazandırsada, ödül aldıktan sonra ''o çocuğu kurtabilirmiydim'' sorusunu aklından hiç çıkarmadı, bu fotoğraf  muhteşem ikilemi çok iyi özetleyecek tarzdan olsa gerek... Sanatçı ödülden sonra deprasyona girerek intiharı seçmiştir. Kamyonetinde egzoz vermesi ile ölümü tercih etmiştir. Yanı başında bulunan bir not: ''ölmek üzere olan çocukların peşini bırakmadığı'' yazmaktaydı...
Benzer anları yaşamış olan savaş fotoğrafçısı çoşkun aral'ın sözleri olayı özetliyor:


''O anları yaşamış olan meslektaşım Kevin Carter'in yaşadıklarını anlıyabiliyorum. Savaş ve açlığın tüm  acımasızlığıyla hissedildiği bir bölgede, Sudan'da böylesine vurucu bir anı görüntüleme fırsatı bulan meslektaşımız, zaman durdurduğu bu anda büyük olasılıkla aklında olan tek şey bu fotoğrafı dünya kamuoyunda yaratacığı tepki ve bunun sonucunda Dünya ülkelerinde Sudan'a yönelik yardım girişimlerinde bulunma ihtimali. O anda, fotoğrafı gerekli yerlere ulaştırma güdüsü ve bu nedenlede de bulunduğu yerden bir an önce uzaklaşma istediği sadece o anı yaşayan insanların anlayabileceği bir psikolojidir' demiştir.''


Sanatçıya ödül kazandıran fotoğraf





Bu ânı fotoğrafladıktan sonra akbaba kaçmış, ancak Carter küçük kıza kampa ulaşması için yardım etmemiş, oradan uzaklaşmıştır. Bu yüzden yoğun eleştirilere maruz kalan Carter profesyonel fotoğrafçı olduğunu, yardım görevlisi olmadığını söylerek kendisini savundu. O dönemde, gazeteciler ve fotoğrafçılar, bulaşıcı hastalıklar nedeniyle hasta insanlara dokunmamaları konusunda sıkı biçimde uyarılıyorlardı.''

Fotoğrafçılık kariyerinin büyük bölümünü, son yıllarını yaşayan, Güney Afrika`daki ırkçı Apartheid rejiminde geçirmiştir. Güney Afrika`da yaşanan ırk ayrımcılığını yansıtmayı planlayan, zaman zaman da yaşanan vahşetin paparazzisi olmakla itham edilen Bang-Bang Kulübü`nün öncülerindendir.
27 Temmuz 1994te Johabbesburg'un bir banliyösünde park ettiği kamyonetinin içine egzoz basarak intihar etti. Yanında çevresine yazılmış çok sayıda mektup bulundu.

12 yorum:

  1. Yazık olmuş, intihar etmesi gerekmezdi :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. o çocuk senin çocuğun olsaydı aynı şeyi düşünürmüydün

      Sil
    2. niye o çocuğu düşünmeden fotoğrafı düşünmesi bnce iyi yapmış

      Sil
    3. çocuğu kaldırmalıydı yanii yanlış anlaşılmasın

      Sil
    4. insanların yaşamı her şeyden önemlidir merhamet bulaşıcı hastalıkları ve yardım görevlisi olmamayı bahane etmez insanlık ne hale gelmiş karnımız tok olduğu için açlık çekenlerin ne halde olduklarını bilemeyiz ama bir gün bile oruç tutmadık bir öğünümüzde geciktirmeden yedik rabbimize şükretmeli ve daha duyarlı bireyler haline gelmeliyiz biz de o kıtlıkta dünyaya gelmiş olabilirdik şanslıyız ve bu şans elimizdeyken değerlendirmeliyiz

      Sil
    5. Önce can sonra canan. Bu konuda biz olsak o çocuğa yardım ederdik diyen bir sürü insanın fotoğrafçının bu davranışını garipsemesinin normalliğinin yanında onu ahlaki olarak sorgulaması haksız olmuş. Şuna benziyor Titanik filminde gemi battıktan sonra boş filikalar geri dönüp kalanlardan yaşayan varsa kurtaralım isteğini tartışan insanlara benziyor. Dönmeyelim diyen insanlar da haksız değildi. Çünkü döndüklerinde kalanlar can havliyle filikaya yüklenip devrilmesine neden olabilirdi ya da buna benzer can güvenliklerini tehdit edecek başka bir durum.Can güvenliği insanların en birincil dürtüsü. Bu korkuya kapılan insan suçlanamaz ki.

      Zaten o kadar vicdansız olsa depresyona da girmezmiş. Bu fotoğrafın dünyaya gösterdiği ve unutturmayacağı şeyin yanında adamın kasıtlı olarak yapmadığı ihmal olarak düşünülen o çocuğu kurtarıp kurtaramayacağı sorusu çok küçük kalıyor.Yazık olmuş bu vicdan yükünün ölümüne sebep olacak kadar büyümesi büyütülmesi

      Sil
    6. Öncelikle yorum için teşekkürler. İlk söze başlarken gerçekten de çok iyi başlamışsın. Ancak bitişin seni ele vermiş sanırız.

      Tabi bu bir perspektif meselesi. O çocuğun kurtulup kurtulmaması meselesi değil, sorunun 'insani meseleler' çerçevesinde bakmak gerekli.

      O zaman adama sormazlar mı madem bu kadar canın kıymetli neden gittin? Sorun Kevin değil, sorun biz fotoğrafçıların sorunu aslında. Bu konu çok takip ediliyor, bizde sokak fotoğrafçıları blogu olarak. Bunun için ayrı bir yazı/bölüm açmayı düşünüyoruz.

      Sil
    7. rıdvan toptas24 Temmuz 2013 21:58

      kevın kartır bu fotograftan sonra kendı garajında arabasının egzoz gazıyla kendısını ıntıhar edıyor ardında bıraktıdı mektupta sunları yazıyor......yasamın acısı yasamın sevıncı artık sevınc kalmamacasına aştı.

      Sil
  2. Fotoğrafta ''muhteşem ikilem'' çekip çekmeme arasında kalarak, o çocuğun fotoğrafını çekmiştir. Halbuki çektikten sonra belkide onu kurtarabilirdi ama bunu yapmadı ve....

    YanıtlaSil
  3. Vicdan böyle birşey işte !!! karar verirken hayati ve elzem konularda doğru yapılması gereken ile yapılması gereken arasında kalınca sonrasına dönüp baktığında yakanı bırakmıyor vicdan ... öleceğinide bilse bulaşıcı bir hastalık kapacağınıda bilse o çocuğa yardım etmeliydi!!! ozaman yine ölmeyi tercih ederken belkide rahat ve huzur içinde ölüm onu alacaktı !!! oysa huzursuz bir biçimde ölmeyi tercih etmiş !!! yanlış yada doğru demiyorum ama yaradanın bize bahşettiği vicdanın sesini susturmak kolay değil susturamayınca kendini susturuyor işte insan!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kevin CARTER için kelimeler kifayetsiz kalırdı. Evet Kevin yardım etmeliydi (bana göre) ama Kevin'in o an ki ruh halini hiç birimiz malesef bilemiyoruz. Bir arkadaşı yanında olsaydı ve onla paylaşmış olsaydı en azından bir bilgimiz olabilirdi. Ancak Kevin orada tek başına dolaşıyordu. Çekimini yaptı ve gitti. İşte uzun hikayenin kısası. Genç bir fotoğrafçı belkide bizlere birçok sanat eseri bırakacaktı ancak koca bir tartışma yumağı içinde bıraktı...

      Sil
  4. Böyle bir usta ve yaşamış olduğu psikoloji. Bu ikilemi çözmek atamo parçalamaktan bile daha zor.

    YanıtlaSil